Aşure mi Tehlikeli, Bombacı mı | Murtaza Demir

Aşure mi Tehlikeli, Bombacı mı | Murtaza Demir

Bombacıyı ağırlıyor, kucaklıyorsun.

Dizinin dibine oturuyor, melül melül yüzüne bakıyorsun.

‘Ne istiyorsa veriyorsun…’

Sonra…

Sonra “ey yurttaşlarım acınızı anlıyorum ve ortak olmak istiyorum” diyeceğin yerde; kolay diye, maliyetsiz diye, şiddet bilmezler diye, mazlum diye… Memurunu gönderip, Alevinin aşure çorbasını yasaklamaya kalkıyorsun…

İdrak edenler bakımından çorbanın anlamı çok büyüktür ama yine de bir çorbadır, bomba değil…

Adama sorarlar; aşure mi tehlikeli, bombacı mı?

Neden şiddet örgütlerine dost; demokrasiye, insan haklarına, laikliğe, aşureye düşmansın?

Aşureden bomba olmaz!

Aşure kaynatanların içinden; bombacı, Fetö’cü, Cübbeci, El-Kaideci, ÖSO’cu, IŞİD’çi, canlı bombacı, cemaatçi, bölücü, vatan haini, Tayipçi çıkmaz!

Eee, derdin ne?

“Neden bana biat etmiyorlar” diyorsun…

Anlatayım:

Aşure çorbası, tüm meyvelerin-yemişlerin karışımından elde edilen bir yiyecektir. Meyvelerin ve yemişlerin kimliğine, bölgesine, ülkesine bakılmaksızın hercümerç edilerek elde edilir. kadim geleneklerimizden biridir; barışın, sevginin, eşitliğin, Şah Hüseyn’in Yezid’e karşı direnişinin ve yiğitliğinin sembolüdür…

Çin Seddi’nden Anadolu’ya uzanan büyük coğrafyanın tamamında bilinir. Kimi Türk, kimi Kürt, kimi Şii, kimi Alevi, kimi de deryada yüzen Nuh’un Gemisine sığınan insanların kurtuluşu adına kaynatır; yani evrenseldir…

Kerbela Katliamından büyük üzüntü duyan halklar, Özellikle Türkmenler-Türkler, zaman içinde bu geleneğe 72 Şehid-i Şühedanın anılmasını da katarak bir anlam daha yüklemiş ve aşure, Kerbela Mateminin bitirilmesinden sonra kaynatılmaya başlanmıştır.

Özetle çorbadır ama dediğim gibi bir bakıma da mazlumlar şahı olarak anılan Şah Hüseyn ‘nin; zulüm, haram ve ahlaksızlıkla anılan Yezid’e karşı duruşunu, biat etmezliğini simgeler… O nedenle Hüseyn’in yolundan giden Alevi-Sünni hiç kimse Yezid’e ve haramzadeye biat etmez!

Saygı duymak, takdir etmek, “iyi ki varsınız” demek yerine “yasak” diyorsun!

Hani inançlara saygılıydın?

“Oruç tutuyorum” diyerek sabahtan akşam değin bağırıp-çağırmadan, kimselere söylemeden, oniki gün boyunca su içmeden, kamunun kör kuruşuna tenezzül etmeden, çoğu yerde “işimden-aşımdan olmayayım” diyerek, saklayarak-gizleyerek oruç tutan, inancını yerine getiren ülkenin yüz akı durumundaki yurttaşlarına eziyet etmeye, maneviyatlarıyla oynamaya utanmıyor musun?

Ne istiyorsun yahu; çıldırtmak mı?

İnancını tanımıyorsun!

Hukukunu gasp ediyorsun!

KPSS’de “mülakat” diyerek, Alevi olup-olmadığını araştırıyorsun!

Çevrende, partinde, kamu bürokrasisinde yer vermiyor, eskiden kalanları sürüm sürüm süründürüyorsun!

Vali, müsteşar, elçi, general, genel müdür yapmıyorsun!

Alevi katliamı yapan, zulmün-şiddetin, hukuksuzluğun, kıyıcılığın sembolü olan Yezid’den-Yavuz’a değin kim varsa hepsine methiye düzüp, köprülere isimlerini veriyorsun!

Sonra çıkıp bağırıyorsun; “Türkiye dışında kimse bana inanmıyor, sevmiyor!”

“Diktatör, mezhepçi, otoriter, demokrasi, laiklik, medeniyet düşmanı” diyorlar…

Sen, herkesi alemi sersem mi sanıyorsun; görmüyorlar mı?

***

Sorun büyük; Alevi ne yapsa ağzıyla kuş da tutsa, bunu hazmedemeyen, buna düşmanlık güden ilkel bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Tek kelimeyle söylemiş olayım; bu yaklaşım bizim felaketimize neden olacak!

Binali Bey eğer yürütme erkinin başıysa, kendisini sorumluluk almaya ve aklıselime davet ediyorum…

Lafla peynir gemisi yürümüyor ve öfke kabarıyor!


Murtaza Demir | Odatv

Yorum Yap