Hep bunlar fazla özgürlükten! | Veli Bayrak

Hep bunlar fazla özgürlükten! | Veli Bayrak

Bir memleket fazla özgür olunca insan bazen ne yapacağını şaşırıyor! Tamda Hülya Koçyiğit bununla övünüp “Baskı yok, fazlasıyla özgürüz” dediği şu günlerde fazla özgürlükten olsa gerek Yavuz Bingöl için “Kim o ben onu tanımıyorum” diyen, Orhan Gencebay’a “Mesam’ı kendi şahsi şirketi gibi yönetmeye teşebbüs etti” iddiasında bulunan Arif Sağ’ın (Arif Sağ Fanları) başında bulunduğu Mesam’a anında kayyum atandı!

90’lı yıllarda siyasi tutsakları içerde yatması yetmiyormuş gibi birde tahliye olduktan sonra sürgüne gönderirlerdi. Sürgün yerleri genelde küçük bir kasaba olurdu ve mümkün olduğu kadar da sürgüne gönderilen kişileri ikamet ettiği yerden daha uzak yere gönderirlerdi.

Birlikte cezaevinde yattığım arkadaşımın bir yıllık sürgün hayatının üçüncü ayıydı ki gidip kendisine bir sürpriz yapmaya karar verdim. Hem orası bir tatil beldesiydi ve böylece de bir taşla iki kuş vurmuş olacaktım.

Beni görünce hem sevindi hem de şaşırdı arkadaşım. Denize ve karakola yakın bir yerden ev tutmuştu. “Akşam saat 17.00’yi geçmeden gidip karakola imza atıyorum” dedi. “Başka neler yapıyorsun” dedim “Akşamdan başlıyorum şaraba, televizyon izlemiyorum ama radyom her daim açık. Bol bol kitap okuyorum. Kimseyle arkadaş olmadığım için sabaha kadar şarap içip, radyo dinleyip, kitap okuyorum. Anlayacağın karışanım edenim yok burada, fazlasıyla özgürüm!” dedi!

Arkadaşım tam cümlesini bitirmişti ki aniden dış kapı kulakları sağır edercesine vurulmaya başlandı. Megafondan bir ses “İçerdekiler kapıyı açıp teslim olun yoksa zorla içeri gireceğiz” diye bağırıyordu. Arkadaşım koşar adım kapıyı açtı. Açar açmaz da polisler “Yat yat yat” diye bizi yere yatırdı.

Her ikimizde yüzü koyun yerde yatıyorduk. Polislerden biri beni göstererek “Kim bu” dedi. Arkadaşım “Ankara’dan bir dostum” dedi. Polis “Ne işi var burada” dedi arkadaşım “Gezmeye gelmiş” dedi. Evini içini birbirine kattı polis. Üzerimi, çantamı, eşyalarımı tek tek kontrol ettiler.

Bir başka polis arkadaşıma “Saat kaç” dedi arkadaşım duvara bakındı “Saat 18.00” dedi. “Peki neden 17.00’de imza atmaya gelmedin” dedi arkadaşım “Lafa daldık unutmuşum” dedi.

Beni orada bırakıp alıp götürdüler arkadaşımı. Yaklaşık iki saat sonra üstü başı perişan halde geldi eve. “Sana” dedi “bu gece saat 12.00’ye bilet aldım. Ankara’ya dön istersen, burası ikimiz için fazla özgür!”

Değişen bir şey yok bu ülkede! Sadece kendine sanatçı diyen bazı insanlar payına düşen özgürlükten fazlasıyla yararlanıyor o kadar!


Veli Bayrak | Alevice

Yorum Yap