Mamak’ta 2 Temmuz Anması

AKA-DER, 2 Temmuz 1993’de Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 canımız için anma etkinliği düzenledi. Yapılan açıklamada ise “Gücümüzü, sözümüzü ortaklaştırmalarıyız. Bugün artık ‘bu sadece Alevilerin gündemidir, bu Kürtlerin’ diyemeyiz. ‘Bu kadınların gündemi bizi ilgilendirmez’ diyemeyiz. Birbirimizin direnişine sahip çıkmak zorundayız” denildi.

Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Mamak Tekmezar Parkı’nda yapılan anmaya yakınlarını yitiren ailelerin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ

AKA-DER adına okunan basın metninde “Şimdi canlar eğri oturup doğru konuşma zamanı” denilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Kaybedecek neyimiz kaldı?

Kabul etmemiz gereken şey şu, bizler gücümüzün farkına varmalıyız artık. Bu dünyayı emeğiyle yaratanlar bizleriz, daha kalabalığız ve daha da önemlisi haklıyız.

Evet gerçekliğimizi kabul edelim. Ama yetmez değiştirmek için de harekete geçelim.

Gerçeğin bir kısmında devletin saldırıları, sistemin çürümüşlüğü ve devletin çözülüşü varsa diğer tarafında gelişen direnişler vardır.

Bizler kadınlar olarak haksızlıklara yaşam hakkımıza yapılan saldırılara karşı meydanlardayız. Aleviler, Kürtler, Anadolu’nun kadim halkları işte buradayız. İkizdere’de ağaçlara sarılarak, grevlerde günlerce çadırlarda yaşayarak direniyoruz. Hapishanelerden, başımızı öne eğdiremedikleri üniversite kampüslerine direnişteyiz.

Fakat görüyoruz ki canlar, direnmek yetmiyor, bizim kazanmamız gerek. Bizim bu çürümüş her yanından pislik akan sistemi değiştirmemiz gerek. Bozuk düzende sağlam çark olmaz bizim bu düzeni baştan değiştirmemiz gerek.

Bunun için bütün direnenler bir arya gelmeliyiz. Gücümüzü, sözümüzü ortaklaştırmalarıyız. Bugün artık ‘bu sadece Alevilerin gündemidir, bu Kürtlerin’ diyemeyiz. ‘Bu kadınların gündemi bizi ilgilendirmez’ diyemeyiz. Birbirimizin direnişine sahip çıkmak zorundayız.

Madem devlet elindeki tüm gücüyle topyekûn bir saldırı halindedir o zaman bizim de bu saldırılara karşı topyekûn bir direnişle karşı koymamız gerekir.

Siz bakmayın Sedat Peker gibi, Kılıçdaroğlu gibi aman sokağa çıkmayın provokasyona gelmeyin diyenlere. Tarih bize göstermiştir ki yasalar sokakta yazılır. Sokakta yazılacaktır.

Sokağa çıkmayalım da saray rejimi tarafından yönetilen bu devletin hukukuna mı güvenelim, meclisine mi güvenelim, sokaklara çıkmayalım da hileli seçimlerine mi umut bağlayalım. Gördüğümüz duyduğumuz bunca haksızlığa karşı kafamızı toprağa mı gömelim. Canlar, bizim yolumuz zulme boyun eğmeyen Pir sultanların, Seyit Rızaların, Şeyh Bedrettinlerin yoludur.

Bizim yolumuz özgür ve adil bir dünya için serden geçen devrimcilerin Mahirlerin İboların Denizlerin yoludur.

Ya bu çürümüş sistemin tüm gereçlerini gördüğümüz halde, susup oturup bekleyeceğiz, ya da en başta insan olmanın gereği olan haksızlıklara karşı durma hakkımızı kullanarak yan yana geleceğiz, elimizi taşın altına koyup yolumuza devam edeceğiz.”

Okunan basın metni ardından Zakir Murat Yılmaz ile Erdem Akpınar’ın seslendirdikleri deyişler eşliğinde semah dönüldü.


Kaynak / PİRHA

Yorum yapın

Sizin İçin Seçtiklerimiz ..