Ali Balkız yazdı: AKP Alevilere rüşvet verecek

Ali Balkız yazdı: AKP Alevilere rüşvet verecek

Her toplumun, topluluğun, grubun içinde; kendi varoluşları mücadelesinde; yorulanlar, umutsuzluğa kapılanlar, kendi kabuğunun içine çekilenler, iflas edenler olacaktır, olmuştur. Bu anlaşılır bir durumdur. Zira bu tek tek kişilerin kendileri ile davaları arasındaki bağ, inanç ve bilinçleri ile ilintilidir.

Keza her toplumun, topluluğun grubun içinden, kendi davasına ihanet edenler, ihaleye çıkanlar, karşı tarafa geçenler de olmuştur, olmaktadır.

Alevi Tarihi; uzak-yakın tarihimizde ve günümüzde bunun örnekleriyle doludur.

Karşı tarafa geçip, bu tarafa doğru taş atanların argümanları hem kendilerini ikna etmek, hem de çevresindekilerini buna inandırmak üzerinedir. Kendilerine sorarsanız ne ihanet içindedirler, ne de dönek. Yapmakta oldukları siyasettir. Siyaset yapalım derken karşı tarafın siyasetinin bir parçası olduklarının çoğu kez farkında olsalar da; elde edecekleri nimetlere değerdir doğrusu.

Bunlara bir görev verilmiştir, ya da edinmişlerdir; o da mücadeleyi karalamak; açmaz ve çıkmaz bir sokak olduğuna herkesi inandırmaktır. Bunlara göre yol; mücadele etmekte oldukları erk’e sığınmak; ondan dilemek dilenmek; eski deyimle biat etmek ve koruma istemektir. Koruyacak olanın kendilerini başkalaştıracağının ayırdında olmalarına karşın gönüllüdürler artık. Bir insanın ar damarı çatlamaya görsün bir kez; ihanet yolunda ulaştığı her istasyondan bir sonraki vardır mutlaka…

İnsanlık tarihi; bir dinden, mezhepten, milliyetten, ideolojiden dönenlerin, dönüp gittikleri yerde, bu yeni yerlerinde, o yerin eski sahiplerine kendilerini kabul ettirebilmeleri için ne yaman çabalar sarf ettiklerinin, ne denli yavuz olduklarının örnekleriyle doludur.

Bu olguları; ekonomide, dış ilişkilerde, çözüm sürecinde, yolsuzluk, rüşvet, işsizlik, iş cinayetleri, doğa katliamları ve benzeri konularda ağır bir sorun yaşayan AKP iktidarının; çıkış yolu olarak seçtiği din kapısını sonuna kadar aralama yanında, düne kadar mürted, rafizi olarak nitelendirdikleri Alevilere karşı yürütmekte oldukları yeni yaklaşımları ışığında değerlendirdiğimizde tüm olanlardan ne anlayacağız?…

Aslında durum çok açık: Çankaya Köşküne alternatif olarak inşa edilmiş olan o yeni saray’da kendini yeni sultan, yeni halife olarak ha ilan etti, ha edecek olan erk’in “Muharrem Aşı” sofrasına oturanlar; Erk’in memurunu Hacıbektaş’a davet edip, alkışlayanlar, Dersim’de elini eteğini öpme kuyruğuna girenler, onu cemevinde dede postuna oturtanlar, sonrasında; “Alevi kanaat önderleri” yakıştırmasıyla bir başka sofraya davet edilenler, orada saz çalıp deyiş söyleyenler…

Sahi kim bunlar?…

“Karşı tarafa geçenler, biat edenler” demeye dilim varmıyor. Ama şunu biliyorum. Hepsini tanıyorum. Büyük çoğunluğunun, Alevi dünyasında ne bir yeri var, ne de karşılığı, kimileri iyi niyetli. Buradan belki bir şeyler çıkar diye düşünüyorlar. Ama çok kısa sürede bu iyi niyetliler de, yanıldıklarını anlayacaklar ve elbette kullanıldıklarını…

“Büyük çoğunluğu” dedim. Bu büyük çoğunluk, 20-30 yıldır sürdürmekte olan Eşit Yurttaşlık Mücadelesinin hiçbir aşamasında olmadılar. Demokratik Alevi Örgütlenmesinin örgütlediği, ne bir mitinge, yürüyüşe, kongreye, konferansa, davaya, duruşmaya, anmaya, kutlamaya, protestoya katıldılar ne de bir toplu dilekçeye imza attılar. Ne bir cemevi inşası için bir tuğla koydular, ne de aşure kazanına bir avuç lokma kattılar. Şimdi ise Davutoğlu’nun nazarında “Alevi kanaat önderi” oldular.

Bunların bir kısmı da; devletin kimi fonlarını kullanabilmek için ince siyasetler ürettiler.

Hiç unutmam; Abdullah Gül henüz cumhurbaşkanı olmuştu: ABF, Gül’ün Hacıbektaş’a gelişini, oradaki belediye’nin programına müdahale etmesini protesto etmek için alana doğru yürüyüş yapıyordu. Unutmadığım o kişi Atatürk’ün fotoğrafını büyütüp, çoğaltıp Gül’e doğru doğrultup, sallamasını önermişti. Öyle de oldu. O unutmadığım kişi bugün Erdoğan’la onun sarayında Muharrem Aşı sofrasına oturmaz mı?… Heyhaat!…

Gelinen bu noktada AKP şaşkın; Aleviler daha da şaşkın.

AKP’nin bu süreçteki yeni hamleleri arasında, yerel yönetimler aracılığı ile, İçişleri Bakanlığı bütçesinden Alevi örgütlerine-cemevlerine 50-150 bin TL. arasında para vereceği bunun için zemin yoklamakta olduğu kulaktan kulağa dolaşıyor.

Alevi taleplerine, yasa, yönetmelik, kararname, devlet bütçesi ile yanıt vermek yerine; kameralar ve objektifler önünde “elmaşekeri” verme yöntemi… kimi Aleviler elmaşekerinin çekiciliğine kapılırlar mı?…

Mümkün!…

“Bizim itlerimiz bile haram lokma yemediler” diyenler ne yapmaktalar?…

Ne yazık ki çok dağınıklar.

Demokratik Alevi Hareketi, oluşumundan bu yana hiç bu denli pasivize ve bölünmüş olmamıştı.

AKP’nin bunca saldırıları, sadece Alevilere yönelik değil, Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı. Bu saldırılar karşısında en dinamik, en disiplinli, en militan, en yoldaş, müsahip olması gereken Alevi hareketi egoizme, siyasi kariyere, ekonomik çıkara, medyatik olmaya kurban edilmiş vaziyette. Yüz binlerce insanın katılımıyla yapılan mitingler 3-5 bin insanın katılımına kadar geriledi.

AKP bu durumu izlemiyor, görmüyor mu?…

Görebildiği için de; kendine “Alevi kanaat önderliği” yaratabiliyor.

Alevilerin kendi tarihlerinden çıkartabilecekleri çokça dersler vardır.

O dersler; Pirsultan’ın, Nesimi’nin, Hamdullah Suphi’nin, Mansur’un, Şahkulu’nun Kalender Çelebi’nin Hünkar’ın deyişlerinde mücadelelerinde yeterince vardır. Yeter ki, inanç, bilinç ve direnç sarsılmasın.

Ali Balkız

Odatv.com

Yorum Yap