Sayın Cumhurbaşkanı İsyan Ediyorum | Murtaza Demir

Sayın Cumhurbaşkanı İsyan Ediyorum | Murtaza Demir

Mezhepçi dil kötüdür, mezhepçilik ilkelliktir, tehlikelidir. Mezhepçi dil ve mezhepçilik ülkeyi bölmek isteyenlerin arayıp da bulamadığı en başat malzemedir. Bu dili cumhurbaşkanının kullanması, kullananları meşrulaştırır, cesaretlendirir. Bu dil ve bu yaklaşım Osmanlıyı çürütüp-yıktığı için ilk cumhuriyet kuşağının kovduğu zihniyetin dilidir. Bu dil, sağaltılmaya ihtiyaç duyan Alevi-Sünni fayının dinamitlenmesidir.

Bu Dil Emperyalist Ajanların Dilidir

Sn. Cumhurbaşkanı, sizi tenzih ederim ama bu dil, birbirimizi boğazlamamız için malzeme arayan, teşvik eden, emperyalist ajanların dilidir.

Sn. Cumhurbaşkanı;

Sorumluların, sorumsuzmuş gibi davranma hakları yoktur! “Canım evet, bu dil tehlikelidir ama benim de tek malzememdir, hele cumhurbaşkanlığını kotarıncaya da kadar da kullanayım da… Hele başkanlığı kotarıncaya kadar da kullanayım da” dememelisiniz… Dini-inancı siyaseten kullanmamalısınız. Evet, bu malzeme size cumhurbaşkanlığını, hatta ömür boyu başkanlığı getirebilir ve siz kişisel geleceğinizi kurtarabilirsiniz ama siz geleceğinizi kurtarırken biz ülkeyi kaybedebiliriz!

Unutmayın burası Sünniistan, siz de Sünniistanın cumhurbaşkanı değilsiniz. Siz, “laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti” olan Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanısınız. Siz; sizi var eden, kapıcının, odacının, çiftçinin çocuğuna cumhurbaşkanlığı gibi makamların kapısını açan ve bizi bir arada tutan değerleri korumak üzere yemin ettiniz…

Tekrar ediyorum; namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin ettiniz…

“Musul’da Sünniler var, Onları Haşdi Şabi’den koruyacağız” sözü, modern Türkiye’nin Cumhurbaşkanına yakışmaz! Keşke; “Musul’daki, Halep’teki Sünni halkı koruyacağız” yerine, “Haşdi Şabi acımasız bir terör örgütüdür, onların Musul’a girmesi orada yaşayan halk için büyük tehlike teşkil eder” diyebilseydiniz. “Neden oralardayız, ne işimiz var, milletin mezhep kavgasına biz neden müdahil olduk, bize ne…” Bu ayrı bir tartışma konusu ama bu tartışmadan bağımsız olarak söylemek isterim; keşke herhangi bir aidiyeti, bir alt kimliği değil, kimliği-inancı ne olursa olsun insanı-insanlığı, mazlumları korumak istediğinizi söyleyebilseydiniz…

Cemevi Dedesi Poziyonuyla Konuşamazsın

Kişi olarak dilediğiniz inancı önceleyebilirsiniz, o sizin özeliniz; inanç dünyanızı eleştirmek aklımın ucundan bile geçmez ve beni ilgilendirmez. Ama mademki cumhurbaşkanlığı gibi bir sorumluluğunuz var, bu durumda cami imamı, kilise papazı ya da cemevi dedesi pozisyonuyla konuşamazsınız, konuşmamalısınız!

Siz bu düzlemde konuşursanız bürokrat da tutar, KPPS mülakatında vatandaşın inancını sorgular, “reis kim” der… Alevi olup-olmadığını araştırır, sicilini bozar, kamuda iş vermez. Böyle de olmaktadır ve bunun vebali sizin üzerinizdedir. Bunların çok iddialı söylemler olduğunun farkındayım, bu yüzden yazarken dahi yutkunarak yazıyorum; ama bu iddia, veri ve şikâyetler o kadar arttı ve o kadar sık konuşulur oldu ki…

Sn. Cumhurbaşkanı;

Bölücülük, kamusal alanda büyük bir pervasızlıkla uygulanmaktadır ve bu kapsamdaki hoşnutsuzluk çığ gibi büyümektedir…

Bu dili kullanan devlet bürokrasisi sizden cesaret almakta, sonuçları ve yansımaları itibarıyla da sorumluluğu size yüklemektedir. Hiç kimse unutmasın; bugün Türkiye Cumhuriyeti, mezhep boğazlaşmalarıyla boğuşan İslam ahalisi için en büyük sığınak ise bunun tartışmasız nedeni, karakaşımız-karagözümüz, selvi boyumuz değil, laik-demokratik birikimimizdir.

Ama heyhat, bir Suriye, bir Irak olmak adına son eşikteyiz!

Bu değerlere daha fazla kıymayın; bu güzel ülkeyi Irak, Suriye, Pakistan, İran, Bengaldeş’e benzetmeyin… İnsanlar göçüyor Sn. Cumhurbaşkanı, umutsuzluk artıyor, beyinler kaçıyor! Bölünmenin sonu yoktur ki, mezhep savaşı biter aşiret savaşı çıkar, o biter cemaatler savaşı başlar… Nedeni cehalettir ve bütün samimiyetimle söylüyorum bunun panzehiri din, inanç ya da ırkçılık değil, medeniyettir!

Böyle Şey Olmaz

Etnikçilik, kimlikçilik cehalettir, sonu felakettir!

Bu yüzden diyorum ki, yapmayın! Bu dili konuşmaktan vazgeçin… Bu dilin bugüne değin sosyal bünyemiz üzerinde yaptığı tahribatı bile onlarca yılda ancak tedavi edebiliriz. O halde hiç değilse bundan böyle yapmayın. Bu dilin sokakta, meydanda, ana akım medyada sıklıkla konuşulması bir veridir ve bu veri artık laik-demokratik bir ülke olmaktan çıkıp, tipik bir mezhep ülkesine dönüştüğümüzün resmidir.

Bütün yüreğimle söylemek isterim ki, geleceğimiz bakımından bundan daha tehlikeli, daha yıkıcı bir söylem olamaz!

Ben, bu düzlemde konuşmaktan hayâ ederim…

Sn. Cumhurbaşkanı;

“Siz Alevi-Sünni derken benim içim kıyılıyor, yüreğim eziliyor! Böyle şey olmaz diyorum… Bizim cumhurbaşkanımız bu argümanlar üzerinden konuşamaz, bunun neden olduğu felaketi, ölümleri-kıyımları, ilticacıları, Ege’de, Akdeniz’de boğulan onbinleri, bebeleri, emperyalist planların hangi çelişkiler üzerine bina edildiğini nasıl görmez, nasıl bu kadar acımasız olabilir” diyor, isyan ediyorum!

Yemin ederim…


Murtaza Demir | Odatv

Yorum Yap