Cami Değil, Demokrasi Cephesi… | Şükran Soner

Cami Değil, Demokrasi Cephesi… | Şükran Soner

Gazeteye giriş kavşağında bir kadın elime yapıştı. Öfke, panik içinde elleri titreyerek, gözlerinden akan yaşları durduramadan hızlı hızla anlatmaya koyuldu. Dünün öğlen saatlerine doğru yolcu olarak bindiği otobüsün kapıları kapatıldıktan sonra, telefon duyurusu ile çağrısı yapılan eyleme daha doğrusu darbe karşıtı gösteriye gidileceği duyurulmuş. Acil işi olduğunu söyleyerek inmek istemiş. İzin vermemişler. Tehditli tartışmalar, suçlamalar başlamış.. İnmek istemesi ve çağdaş giysileri üzerinden hedef olduğu hakaretlerin öfkesi, korkusu içinde, 15 Temmuz gecesi ile başlayan ailesini içine almış karabasanı, soluksuz anlatmaya koyuldu..
“Adım Sıdıka, Alevi kökenli bir aileden geliyorum. Genç yaşımda Maraş katliamında yaşadıklarımızı, ailemdeki kayıpları unutmadım.. Tatildeydik, kızımız işi nedeniyle bize katılamamış, evimizde tek başına kalmıştı. Tabii ki ailece demokrasi cephesine gönülden bağlı, Cemaatin darbe girişiminin yanında olmamızın söz konusu olamayacağını tahmin edersiniz. Soluksuz televizyonlardan gelişmeleri izliyorduk. Ancak çok doğru bulduğumuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa çıkma eylemlerinin gelişmeleri ile bizim için olayların rengi değişti. Evimizin çevresinde tekbir sesleri ile dolaşanların saldırgan, mahalle sakinlerine yönelik tehdit, siyasal İslamcı sloganlarla taşkınlıkları sonrası komşularımız evde yalnız olduğunu bildikleri kızımızın zilini çalarak uyarıda bulunmuşlar. ‘Burada ev ev oturanlar, sizin de Alevi olduğunuz biliniyor, can güvenliğin için bize gel..’ demişler. Korktuk, tatilimizi yarıda kesip eve dönüş için yola çıktık. Dehşet içindeydik.. Tatil dönüşü kıyafetlerimizle yolculuk yapıyor olmamız, göstericilerin öfkesine hedef olmamıza yetiyordu.. En az üç kez, trafiğin sıkıştığı yollarda küfürlü, kasıtlı arabamıza toslayanlar, camlarımıza vuranlar, tehdit küfür edenler arasında korku içinde yolculuk yaptık..
Televizyonlara takılan yayınlardan, sosyal medyadan, camilerden yönlendirilen öfkeli kalabalıkların, Türkiye‘nin Alevilerin yaşadıkları bölgelere yönelik saldırgan yürüyüşlerinin, yer yer yaşanan, bizi hedef alan saldırıların, kan dökülmesinin ucundan dönülen çatışmaların, can güvenliğimize dönük tehdit boyutlarını görmezlikten gelebilir miyiz? Çok korkuyoruz, kendimizi nasıl koruyabileceğimizi bilemiyoruz.. Gündüz, gece camilerden yapılan çağrılar, Diyanet’in talimatları, okunan Kuran, salaların anlamı ne? Ev kadınıyım ama aptal da değilim. Bu ülkede ne olursa olsun, hep bize bedel ödetiliyor, bizim kanımız akıtılıyor. Böyle düşmanlıklar, şiddet, tahrikler üzerinden, demokrasi cephesi oluşur, demokrasi kazanılır mı?..”

Sadece Alevi kökenliler mi? Yaşam boyu demokrasi cephesinde duruş için çabalamış, ülkenin birlik, bütünlük, dirlik içinde çağdaş uygarlık yolunda gelişmesini dilemiş, ötesinde emek vermiş, bedel ödemiş insanlar..
Çok farklı değerler, inançlar, siyasal partiler, demokratik sivil toplum örgütlenmeleri, farklı renkler, alt kimlikler, aidiyetlerini aşabilmiş olarak, evrensel demokrasi, insan hakları çerçevesinde son askeri darbe girişiminin karşısında duruşu sorgulamadan benimseyenlerde, yaşanan gelişmelere dönük aynı güçlü kaygılar yok mu?
Halkın demokrasi için sokaklara çıkmasının doğruluğu, işlevi yadsınmadan, askeri darbe girişiminin başarıya ulaşamamasının sevinci yaşanacakken, bu derin gelecek kaygıları; iç savaş, terör, katlanmış çatışmalar, şiddet, akıtılabilecek kan üzerinden senaryoların, panik ataklar boyutlarında yükselişi niye?
Yüzüne gözüne bulaştırılmış askeri darbe girişiminin başarısızlığının ilk saatlerinden gündemimize giren, ülkenin sivil darbe, en hafifi ile hukuk devleti düzeni, demokrasinin daha ağır ayaklar altına alınabileceği bir sivil otoriter düzene geçiş kaygısı katlanmakta?
Meclis’teki ortak duruş, ortak deklarasyonun yayımlanabilmiş olması, bizim koşullarımız için başarı sayılabilecekken.. Saray’ın, şeyhülislamlık fetvası gibi, ülkenin demokrasi cephesi çıkışını camilere kilitlemeye çalışan, siyasal İslamcı damgalı Liderliğe odaklanmış cephe yürüyüşünden.. Özünde, evrensel insan hakları, hukuk devleti düzeni, demokrasi, laik cumhuriyet rejimi ile çatışıyor olmasından olmasın?


cumhuriyet.com.tr | Şükran Soner

Yorum Yap